Language Preference

Bike Kilic

Fotoğrafım
United States
Merhaba! Benim adım Bike ve Türkü'm. Şu an eşim Antonio ile birlikte Amerika'da yaşıyorum. Yeni yerler, insanlar, filmler, aktiviteler vs keşfetmeyi cok severim ve bunları sizlerle paylaşmak isterim. Umarım güzel bir vakit geçiririz hep beraber. Her zaman düşüncelerinizi, varsa sorularınızı bekliyorum ;) ~~~~~~~~~~~ Hello! My name is Bike and I am from Turkey. Currently I live in America with my husband, Antonio. I love discovering new places, people, movies, activities etc and sharing my experiences with people. I hope we will have fun together ;) Please don't hesitate to ask me any questions and share your comments about my writings, thoughts, journeys etc.

Bir e-mail kadar yakin olmak=)

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Canım Benim'in Izmir'i

Cuma gecesi Kamil Koç otobüsü ile gece yolculuguna ciktim. Neden firma ismi veriyorum? Cunku otobusleri bozuldu ve duydum ki bir kac kere oluyormus. Bakım yapılmıyor sanırım lutfen sizler de mumkunse denemeyin. Ben sikayetimi bildirecegim ama sizlere bunu soylemem gerekti. :)

Neyse.. Bir Cuma gecesi otobüs ile gittim Ayvalık'a! Izmir'li guzel canım benim arkadaslarim gelmisler. Hollanda'dan gelmişler. Amacim onları gormekti ama ne yalan soyleyeyim bir Izmir havası da cok iyi geldi!

Bir 6-7 saat otobüs yolculuğu sonrası kendimi Şirinkent sahil sitesinde buldum. Hemen bir kare yakaladım köşeyi dönmeden :)
Köşeyi dönünce de Ipek restaurant karşısında gördüm canım benim Nihalim'i ve sonra canım benim Emrullah'ımı :)
Bir flashback: Ben küçükken (bundan teee 12 yıl önce :)) Sabancı univ'de okurken ağzımdan düşmeyen bir laftı canım benim. Sevdiklerime dedim canım benim. Ondandır beni sorarlarken canım benim diye başlarlar :) 

Haftasonu kaçamağım biraz uzadı ve hatta tesadufi kazalar başıma geldi. Ben üzülmüyorum eğer şu an bunları yazabiliyor ve sizlerle konuşabiliyorsam. Her yaşanılan bir fırsat kapısı açıyor sana bence. Ben de o fırsatlardan yararlandım. Ve gülümsedim.

Sondan başa gelelim mi bu yazımızda? :) Hic denemedim ilk olsun bu hem benim için hem de sizler için.

Istanbul dönüşümüz.. Otobüsle dönmeyi planlarken (one way ticket almış olsam da aklımda uzun otobüs yolculuğu vardı yine de) uzun zaman sonra yeşil elmam Meriç ve güzel kalpli babası Seçim amca ile arabada buldum kendimi. Susurluk'ta yol alırken bir traktör çarptı bize. Seçim amca direk yola ve direksiyona odaklandığından kurtulduk. Peki burada kime ve neye üzülmeliydi? Cevabı çok çeşitliydi ama Seçim amca bir lafı ile güzel kalbini gösterdi ve benim sakinliğime sakinlik kattı: "Ah be yavrum babam vefat etmeden önce demişti ki vefat ettiğimde benim için yapacağınız harcamayı okumaya muhtaç insanlara verin. Bu traktor şöförü de okusaydı bilirdi trafik kurallarını"

Sonra baktım Meriç'im ağlıyor.. Duygularını dinliyor tabi normal.. Pelin -- ikizi -- arıyor bizi ve bana diyor iyi ki varsın Bike yalnız değiller. Bencilce belki, ve belki o an ile ilgili değil ama bu laf bir fırsat kapısı olabiliyor ilerde.

Benim ikiz arkadaşlarımla buluşmam Altınova sahil semtinde oldu. Tavsiye ederim gitmenizi yolunuz düşerse çünkü deniz ve sahil çok güzel. Pelin'in dediğine göre bir tık ilerleme yok tesiste ama sanırım hayatımızda o kadar çok telaşla yapılan değişiklikler varken bu değişmemezlik hoşuma gidiyor :)

Altınova sahiline beni götüren canım benimler Nihal ve Emre.. Şirinkent sahil semtinden çıkıyoruz yola.. Aklımızda bir kaç yer daha var -- Bıyıklı plajı, Sarımsaklı plajı (ki sanırım burası artık çok kalabalıklaşmış), veya Şirinkent'te kalıp yeni aldıkları ve bakımdan taze taze çıkan balıkçı teknesini denemek :)

Balıkçı teknesinin hayallerini aslında geldiğim ilk gün Cunda adasında kurmaya başlamıştık (bu arada Cunda'ya önceden gitmiştim detaylı bakmak isterseniz yazım bu linke basınca karşınızda;)).. Bir es vereceğim ve Cunda'da bir kez daha veya yeni gördüğüm yerleri sizle paylaşacağım
Öncelikle tavsiyem spontane dalın sokaklara -- aşıklara rastlayacaksınız
Sonra gidin bir Sevim & Necdet Kent kitaplığına..Kitaplığı gezin ve bir de dilerseniz türk kahvenizi dilerseniz limonatanızı için:) - dip not: ögrendim ki Çeşme limonları ile yapılan aslında gerçek bir limonata. Denemem lazım! ;)
Kaderine terk edilmişse de Rahmi Koç ile müzeye dönüştürülen Taksiyarhis kilisesine gidin.. Ust katını da ihmal etmeyin çünkü Meral Uzun ve Lale Doruk koleksiyonundan dünya bebekleri, Nancy Bigger koleksiyonundan Barbie bebekler, Meral Urcun bebek koleksiyonu, trenler, teneke ve ahşap oyuncaklar var - benim için önde gelen barbieler, teneke oyuncaklar, müzikle ilgili oyuncaklar ve yelkenliler :) 
Es'i kapatmadan son diyeceğim birsey Cunda Uno restaurantta soluklanabilirsiniz güzel şarap eşliğinde -- yemeklerini çok tavsiye edemeyeceğim :)

Nerede kalmıştık? Cunda'daki hayallerimizden.. Tekneye atlayıp açılıp gidelim.. Serin serin deniz kokusu :) Tabi bu serinlik aslında sanmayın Cunda'nın serintisinden geldi -- önceki durağımız olan Çamlık Dondurmacı'sından geliyor :)  - her tat özeldir ama benim bu seferlik denediklerim yoğurtlu (bayılırım!:)) ve tarçınlı (değişikti ;)). Çikolatalı olan herkes tarafından tavsiye edilen bilginize ;)
Çamlık dondurmaları aslında deniz havasından mı olacak, arkadaşlarla beraber olmanın verdiği mutluluğundan mı olacak bilemem ama o zengin "Izmir kahvaltısı" sonrası gelmesi şaşırtmıyor değil insanı:) -  neden mi tırnak işaretinde özellikle belirttim Izmir kahvaltısı diye ? çünkü herşey bahceden, dalından, tarladan, pazardan, zeytinyağından, peynir bolluğundan (bayılırım!), ekmek çeşidinden (bir daha bayılırım!) - fotograflamadım - just imagine;)

..Ve o köşeyi dönerken daha hayal ediyordum o Izmir kahvaltısını ve o guzel sohbetleri.. Ve işte o köşede duran tekneden haberim olmasa da..


Sevgiyle Kalın!


Sizleri yeni keşfettiğim Kırıka ile başbaşa bırakıyorum :)


PS: Bu yazımda ilham veren bir kaynak http://www.mutlueller.com/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder