Language Preference

Bike Kilic

Fotoğrafım
United States
Merhaba! Benim adım Bike ve Türkü'm. Şu an eşim Antonio ile birlikte Amerika'da yaşıyorum. Yeni yerler, insanlar, filmler, aktiviteler vs keşfetmeyi cok severim ve bunları sizlerle paylaşmak isterim. Umarım güzel bir vakit geçiririz hep beraber. Her zaman düşüncelerinizi, varsa sorularınızı bekliyorum ;) ~~~~~~~~~~~ Hello! My name is Bike and I am from Turkey. Currently I live in America with my husband, Antonio. I love discovering new places, people, movies, activities etc and sharing my experiences with people. I hope we will have fun together ;) Please don't hesitate to ask me any questions and share your comments about my writings, thoughts, journeys etc.

Bir e-mail kadar yakin olmak=)

23 Haziran 2014 Pazartesi

Sivas Yolları..

Her taşın bir hikayesi vardır der bir arkadaşım (Tarık Gök - http://tarikgok.com/)
Ve çok haklıymış. Sivas'ın yolları taştan türkümüzü söylerken bu sefer o taşları gözümde canlandırdım :) Bir çizgi hikaye gibi düşünün -- her nota bir taşı havaya kaldırıyor ve gereken mesajı veriyor :)

Gelelim Sivas masalina!

Cuma sabahı erkenden ucaga bindik ve bulduk kendimizi Sivas'ta. Ben ikiz kardesimle Sivas'ta Cumhuriyet Mahallesi'nde dogdum..Su an ailenin bir kısmı Sivas'ta merkezde yasarken bir kısmı Sivas'in ilcesi Yıldızeli'nde bir kısmı Sivas'ın köyü Kadılı'da bir kısmı Fındıcak'ta.. Oh deme keyfimize ver elini yolculuklar!

Hızlı bir 3 gün geçti ama o kadar cok taş yakaladım ki anlatamam size! Ama yazabildigim kadar yazacagım ve dilerim bu taş oyununu siz de seversiniz. Bulent Ortacgil abimizin dedigi gibi "Konuşmasam taş olsam. Yine de oynar mısın benimle? "

Taşların hikayelerini anlatacağım size ve siz de bu taşın ismini tahmin edeceksiniz :)

..Sivas'a vardıktan sonra amcam bizi karşıladı.. Teyzemlerde yaptıgımız mukellef bir kahvaltı sonrası başladık "road trip"imize :) - kahvaltı demişken Sivas'a giderseniz çörek, katmer yemememizlik etmeyin :) --  Yolculuğumuz boyunca Mirza dayımızın türküsü vardı aklımızda: "Kars'a giderim Kars'a. Kandili kandili yar.."
Mirza dayımızı amansız bir hastalıktan dolayı kaybettik. "Ha gardas ha" diyerek herseyi buyuk bir sakinlik ve buyuklukle karsılaması vardı ki hic unutamam.. Babam'ın gelecegini olusturan bir ogretmen, baba, agabey, kardes, dayı, amca, dede o! Bizimleydi o da yolculugumuz boyunca.
Ilk ugradığımız köy Kayalıpınar köyü..Bir Çerkez köyü.. Çerkez köylerinin farkı nedir dedim: "Temizlik, tertip, modernlik -- ahırların evlerinin arkasında olması ve misafirperverlik (ki bence her köyde geçerli)" cevaplarını aldım.
Hersey büyük bir emekle, tutku ile, aşk ile işlenmiş.. Aşağıda gördüğünüz ocak varya topraktan yapılmış itina ile sabır ile..Ve ne diyorlar biliyor musunuz? -- "Çok uğraştım ama çıtır çıtır patates çok güzel pişiyor.." Sabırla beslemek küçük mutlulukları..
Ilk taş cepte! Ikinci taşı aramak için çıktık yola.. Kendimizi bulduk Kaleköy'de.
Köyü gezerken anılar birer birer yeşerdi.. Mirza dayımızın evi.. Babamın ilkokulu..Babamın buğdayı dövdüğü yer -- taşlar kırılmış ama hatırası orada.
Yolumuzun devamında bizi Yusuf abimiz ve ailesi karşıladı. Icince soğuk ayranları bir kendimize geldik.

O arada bir minik melodisi ile karşımıza kedicik çıktı! Pıtırcık dedim ben ona! Onu yanımda götürmek istedim ve hatta ardımdan geliyordu ama belli ki başka birsey arıyordu yardımımı istiyordu. Ben elime aldıkça çok da hoşuna gitmedi ve anladım ki güvenilir bir yere koymamı istiyordu. "Bazen seviyorsan gerçekten önem veriyorsan bırakman gerekiyor sevdiklerini" mesajını duyar gibi oldum güvenilir bir taşın üzerine koyduğumda Pıtırcığı.
Yusuf abimiz traktorü hazır ettiğinde ben ve babam bindiğimiz gibi tıngır mıngır ilerledik taşlı yollarda. Üçüncü taş arayışı vardı elbette ;) Çok değişik bir deneyimdi -- doğal zayıflama yöntemi resmen! Titreme ile yağları eritin! :) 
Traktor ile ilerlerken zordu elbet fotograf çekmek ama bir kaç kare yakalayabilmiştim inecegim tepeye varmadan.
Beyaz taşlar dediği yere geldik babamla.. Topraklı taşlı yolda devam ettik. Başladı işte o an bir Kadılı türküsü! Kadılı'nın sınırları, tarlaları, beyaz taşları, hayvanların tuz yedirildiği yer (ki halen net değilim amaç ne?), hayvanların dolaştığı yonca tarlaları (onların en kıymetli tatlısı:) benim en kıymetli mor tarlam:)), açılan yollar, bir akıllının yolunu açtığı bataklıklar, çıtır çıtır yanması için toplanan kozalaklar (ki benim için resim dersi ödevimdeki yaratıcılığıma ortak olan kozalaklar), çocuklar, gençler, yaşlılar.. Hep o türküde söylendiler.
Kadılı köyüne vardığımızda Rahmi amcamız bize kapısını açtı.. Ve güzel kızı Rümeysa Berfin de bana kucağını açtı.Salıncak ve sohbet! Herseye degerdi! Nelerden bahsetmedik ki -- ögretmenler, dersler, hayaller. Ikimizin de masal şehri -- Paris!
Ayrılırken Kadılı köyünden dilimde bir dua vardı:  Her sene dilerim Kadılı köyü günleri olur ve babam hep çocukluğunu yaşar. "Eğlenceyi hic bir zaman unutmamak gerek" - içimdeki bu ses elimdeki taşın diğer topladığım taşlara çarpmasından çıkan sesle bastırıldı.

Kadılı köyümüze el salladık ve Fındıcak köyüne devam ettik. Yolda gözlerim diğer taşı ararken atlara rastladık. Su kenarında durduk. Hem manzaraya doyduk hem de doğal suya.
Fındıcak köyü bir Çerkez köyü.. Inanılmaz temiz bir havası var. Sabah yürüyüşlerinde arıların vızıltısı.. Öğleden sonra bahçe ziyaretlerinde meyve ve sebzelerin dansı.. Akşam yürüyüşlerinde yıldızların başımıza taç gibi yerleşmesi..Katie Melua şarkısındaki gibi: "You are just like a dream.. Soft and only"
Tabi bu yürüyüşlere köydeki komşular eşlik ettiler. Kimisinin evine misafir olduk..Kimisinin bahçesine.Şehir insanı yabancılaştırıyor elbet çünkü ben çekindim bir süre. Sonra duyduğum mesajla irkildim bir ninem bahçesinde gördüğü taşı bir kenara koyarken: "Yabancılardan öğreneceğin çok şeyin olabilir evladım"
Köyde iştahlar inanılmaz açık oluyor. Havasından mı suyundan mı bilinmez:) Ama eğer gidecek olursanız Sivas'a meşhur hıngalini kaçırmayın;) Size de bir tepsi yaparlar giderseniz oralara! (etli olur, patatesli olur, yumurtalı olur vs vs ). Hatta ne diycem -- sabaha da kalır, fırına verilir, börek gibi olur - aklınızda bulunsun ;)
Fındıcak'ın son günündeyiz. Cumartesi günü. Kesfetmek istedim köyü yeniden. Halamların eşleri arıcılık ile ilgileniyorlar. Kovanlar var. Bakmak istedim. Rengarenk tshirtum arı efendiyi cezbetmis olacak ki çat diye soktu kaşımdan! Inanılmaz acıdı ama şanslıyım ki iğnesi nasıl çıkarılır, nasıl mudahale edilir bilen vardı yanımda - sağolasın Fazıl amcacım!
Ama tabi ben çocuklaştım. Ne kadar şişer? Enfeksiyon kapar mı? Arıya noldu peki? E simdi neden acıyor? Ne yapmalıyım peki? Sorular sorular.. Ve bu sorular ağzımdan cıkarken babamın gözlerindeki sevinci (evet sevinci!) gormedim degil. Neden oldugunu anladım! "Arı ıssırmasaydı bilemezdim vucudum ne kadar direncli..Vucudumuz, ruhumuz, kalbimiz aslında her direniste bir guc kazanıyor ve en onemlisi görmekten öte bakarsan kendi içine, olanları anlarsın o evreyi nasıl geçiriyorsun ve nasıl geçireceksin ve seni neler bekliyor" Mesaj uzundu ama bunları düşünürken farkettim parıldayan taşı..

Yolculuğumuzun son gününde arabaya bindik.. Elimdeki taşlarla oynuyordum. Havaalanına doğru ilerledik..
Taşlardan bir melodi yarattığımı farkettim. Belki de bir bütündü hepsi. Kimbilir ;)
Size soruyorum -- bu melodi hangi kelimelerden oluşuyor sizce ? :)

Yeniden gorusmek uzere!


Sevgiyle Kalın!
Sizi Seviyorum
Bike


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder